Uzun süredir ihmal ettiğim yazamadığım bloğuma mesai arkadaşım Teoman'ın bana birşeyler yüklemem için verdiği harddiskte benim okumam için bıraktığı Şems-i Tebrizi'nin 40 Kuralını okuduktan sonra bu yazıyı gönderme ihtiyacı hissettim. Ne düzgün insanmışsın sen Şems-i Tebrizi. Merak edenler için wikipedia sayfası :
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eems-i_Tebrizi
GÖNLÜ GENİŞ VE RUHU GEZGİN SUFİ MEŞREPLİLERİN KIRK KURALI...
Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
İkinci Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!
Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.
Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği : “Bırak kendini, ko gitsin!” Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
Altıncı Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.
Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilir.
Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olark düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.
On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.
On Dördüncü Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
On Beşinci Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.
On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil, kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.
On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.
Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.
Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde...
Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşrefi-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.
Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Herkes ve her şey görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.
Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.
Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.
Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki, başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez. Kusur örter.
Otuz Birinci Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!
Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.
Otuz Dördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.
Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrı’ya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiğ i ölçüde olgunlaşır.
Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar, o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!
Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.
Otuz Sekizinci Kural: “Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?” diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde.. . Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz. Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.
Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.
ŞEMS-İ TEBRİZİ
Friday, May 11, 2012
Thursday, February 16, 2012
BlogPress uygulaması test sürüşü
Uzun süredir ihmal ettigim bloglarıma, iPad BlogPress uygulaması ile gece gece bir geri dönüş yapayım istedim.
Sunday, August 7, 2011
Afrika yardımlarımızı bekliyor, duyarsız kalmayın !
Her 6 dakikada bir çocuğun öldüğü Afrikaya bir yardımda sen yapsan ne olur ?İçinde bulunduğumuz mübarek Ramzan ayında gelin insani birşey yapalım ve bir hayat kurtaralım !
Diyanet üzerinden : AFRIKA yaz 5601'e gönder.
Kızılay üzerinden : Boş bir SMS'i 2868'e gönder.
Her bir SMS 5TL bağış demek. Bir paket sigara parası yani.
Thursday, June 2, 2011
Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!
Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."
Sunday, February 20, 2011
Finally Adobe developed Flash Player for 64-bit Internet Explorer 8.0
I was looking for Adobe Flash Player for my 64-bit Windows 7 Ultimate OS. Finally they did it. But it is not official announcement. If you looking for 64 bit Flash Player for your system check this website and download Adobe Flash Player v10.3.162.28
http://labs.adobe.com/downloads/flashplayer10_square.html
http://labs.adobe.com/downloads/flashplayer10_square.html
Labels:
64bit,
adobe,
flash player,
Internet Explorer 8,
Windows 7
Saturday, February 13, 2010
Kopru trafiginden kurtulmak icin alternatif guzergah
Hergun sabah Avcilar'dan Tuzla'ya, aksamlarida Tuzla'dan Avcilar'a donerek gunde 93+93 = 186 km yaparak 3 saatini yolda heba eden birisi olarak, kopru trafiginden donuste kurtulmak icin bir alternatif guzergah calismasi yaptim. Camlica giselerden sonra kopruye ulasmak bir eziyet ne yazikki. Asagida belirttigim guzergahi henuz denemedim pazartesi gunu deneyecegim. Aslinda bunu sizle paylasmamam lazim. Simdi bu yaziyi okuyanlar orda trafik olusturacak :)
Asagida goreceginiz siyah cizgi ile belirtilmis kisim kopru baglantisi. Mavi ile goreceginiz kisim ise benim belirledigim alternatif guzergah. Mavi hat uzunlugu : 19.2 km Siyah hat uzunlugu ise : 15.4 km. Arada 3.8 km var, ancak pek cok kazanin oldugu otoyolda cogu zaman trafik durma noktasina geliyor. Denemekte yarar var.
View Gates Alternative Route in a larger map
Asagida goreceginiz siyah cizgi ile belirtilmis kisim kopru baglantisi. Mavi ile goreceginiz kisim ise benim belirledigim alternatif guzergah. Mavi hat uzunlugu : 19.2 km Siyah hat uzunlugu ise : 15.4 km. Arada 3.8 km var, ancak pek cok kazanin oldugu otoyolda cogu zaman trafik durma noktasina geliyor. Denemekte yarar var.
View Gates Alternative Route in a larger map
Labels:
alternatif guzergah,
anadolu,
avrupa,
fatih sultan mehmet koprusu,
istanbul,
kaza,
tem,
trafik
Tuesday, January 19, 2010
Hukuki.net ' in Hukuk tanimaz site yonetimi hakkinda
Gun gecmiyor ki guzel ulkem beni biraz daha sasirtmasin. Yurtdisindan aldigim sadece sarji cabuk bitiyor diye calisir durumda KVK Bakirkoy subesine teslim ettigim cep telefonumun serviste bozulmasi uzerine, yasal hakkimi arama mucadelesi icine girdim. Once Tuketici Hakem Heyeti lehime bir karar verdi, ancak KVK zararimi tazmin etmeyince yasal anlamda yardim almak icin Turkiye'de Hukuku Guguk sananlarin birleserek kurdugu pek cogunun avukat oldugu ve site icinde demokrasiden cok uzak birsekilde bir yonetim anlayisini benimsemis gestapo hukiki.net forumlarindan yardim almaya calistim.
Insanlar sanal ortamda daha cesur oluyorlar herhalde, forumlari icersinde herkesle son derece saygili bir sekilde yaklasarak sorunuma cozum arayisimin karsiligi forumdan banlanmak oldu :) Insanlari herkese acik bir ortamda paylayarak azarlayarak sonra onlarin cevap haklarinin bile ellerinden alinmasi, Adalet Sistemimizin bel kemigi olan Avukatlar tarafindan yonetilen bir forum konusunda acaba bu arkadaslar sitelerini hukuki.net degilde guguki.net olarak degistirseler daha mi iyi olur diye dusunmeme neden oldu.
Bu tur insanlara Amerikalilar "looser" diyor. Evet hukuki.net yoneticileri benim gozumde birer looserdir. Cunku bana yapmis olduklari haksizlik karsisinda benim cevap hakkimi elimden almislardir. Bunu hakedecek ne bir kotu sozum ne de bir taskinligim oldu. Simdi kendime ait bu mecrada bende onlar hakkinda atip tutarak onlarin elimden aldigi cevap hakkimi kullaniyorum. Umarim beni mahkemeye verirlerde mahkeme koridorlarinda bende kendi adalet sistemimi onlar uzerinde deneme sansi elde ederim... Hodri Meydan.
Sunday, January 3, 2010
Can someone explain this ?
Today, I was updating and synchronizing my contacts. I use www.soocial.com free contact sync service. You can sync your contacts between Gmail, Windows Live Contacts, Windows Mobile, Outlook, Nokia, BlackBerry, Yahoo etc.
I have lots of contacts, the best combination for me :
Gmail Contacts and Windows Live Contacts. Also I use Windows Live Messenger. But this is not a problem. Some contacts are only Windows Live Messenger contacts and they are not related with my general contacts or some contacts haven't an email address. They are only my phone contacts.
I tried to add myself to my contacts :). Here is the result. I can see myself on my WLM. I tried to chat with myself but this is not impossible :). If I change my status to Away, the contact that indicates myself (Superlative) also changes to Away. Thats funny. I can delete myself from my WLM list but this doesn't mean I delete myself from Windows Live Contacts. WLC and WLM are totally different products.
Today, contact synchronizing is very important. I usually use Windows Live Mail as a email client and I use Gmail IMAP services. Gmail keeps my contacts. Windows Live Mail only shows Windows Live Contacts (If you are signed). So I should find a connection between WLM and Gmail. Yes, www.soocial.com is the answer. They offer great sync service.
Labels:
BlackBerry,
Contacts,
Gmail,
Nokia,
soocial,
synchronizing,
Windows Live Contact,
Windows Live Mail,
WLM
Monday, December 28, 2009
Eczaneler kapanacak mi ? Supermarketler ilac mi satacak ?
Su siralar Turkiye gundemini mesgul eden bir konu bu. Aslinda buna ben pek soguk bakmiyorum. Kamuoyunda bazi yanlis anlasilmalar var. Amerikadaki gibi ilaclarin supermarketlerde satilmasi konusunu biraz acmak gerekiyor. bu konuda zaten bir standartin olusturulacagi belirtilmis. Bu is en cok doktorlarin isine yarayacak eger Amerikadakine benzer bir standart olusursa.
Amerkadaki sistem nasil ?
Amerikada Rite Aid, CVS gibi cok buyuk eczane supermarketleri var. Cogu 7/24 acik. Hatta bazilarinda medical hizmette veriliyor. CVS in minute Clinic leri gibi. Bu minute cliniclerde ufak medical hizmetler veriliyor. Mesela kolestrol, seker olcumu ilac danismanligi, igne olma, grip asisi gibi. Bildiginiz Migroslardan pek farki yok. Gunes kreminden sac fircasina vitaminden seker abur cubur soguk icecek, sut, fotograf cekim hizmeti hatta sigara bile satiliyor. Ancak et, sebze meyve, kilik kiyafet satilmiyor. Kamuoyunda yanlis bilinen sey bu. Sarkuteri urunleri ile beraber mi ilac satilacak deniyor. Aslinda bugun Turkiyedeki eczanelere bakarsaniz coktan marketlesme yoluna gectiler. Sampuandan tutunda sanitezer a kadar ilac disi pek cok seyi bugun eczanelerde bulabilirsiniz. Amerikadaki bu buyuk eczane zincirleri eczacilari calistiriyor. Ama bunun yaninda migrostaki kasiyerler gibi gorevlilerde var. Vitamin, Agrikesici ve destekleyici urunler recetesiz at sepetine gotur seklinde alinabilirken, eczacilarin calistigi bir tezgahtan doktor recetesi karsiliginda ilaclarinizi alabiliyorsunuz. Bazi ilaclari (Generic) eczacilar tezgah gerisinde hazirlayip turuncu kucuk tuplere koyup sizi ariyorlar gidip aliyorsunuz. Bu generic olan ilaclar marka ilaclarin aynisi sadece uzerlerinde marka olmuyor ve fiyatlari uygun oluyor. Bunun disinda bu buyuk Eczane Marketlerin kendi urunleride var. Ayni Migrosun kendi etiketli urunleri gibi dusunun. Icerigi neredeyse tamamen ayni olan vitaminlerde CVS etiketli olan daha ucuzken marka olan daha pahali.
Turkiyedeki eczacilara ne olacak ?
Turkiye'de eczaci iseniz yanilmiyorsam buyuk ihtimalle kendi isinizi kurmalisiniz ya da buyuk bir eczanede calisan olursunuz. Yeni uygulama ile ya patronluk devri tamamen bitecek ya da eczane zincirleri kurulacak. Seyidoglu Baklavalari gibi. Canim cekti galiba :) Neyse diyecegim o ki bu sanildigi kadar kotu degil. Ancak kotu olan eger bu isin arkasinda Amerikadaki bu buyuk ilac marketlerine peskes cekip onlari Turkiye pazarina getirmek var ise vay Turkiyenin haline. Once mahalledeki bakkali bitirdiler simdi sira eczanede. Buraya yaziyorum bugun 28 Aralik 2009 Pazartesi. Gelecekte hakli olup olmadigim gorulecek. Muhtemelen CarrefourSA gibi birsey gorecegiz. CVSSa diye birsey gorurseniz ilerde Kaan demisti dersiniz. Boyle birseyin olmasi tum eczacilari etkiler. Ben Supermarket Eczanelere karsi degilim ancak yerli sermaye tarafindan bu tur zinciler olusturulmali ve hizmet kalitesi arttirilmali. Is kurabilme gucu olmayan eczacilar icinde kurumsal anlamda bir zincirde calisma imkani demek bu. Doktorlara avantaji ise, antibiyotigi bugun herhangi bir eczaneden parayi bastirip alabilirken, Amerika antibiyotik almak icin recetenizin olmasi gerekiyor. Basiniza birsey gelirse size o ilaci satan eczane supermarketinden doktora kadar herkesin ifadesi alinir ve takibi kayit altinda olur. Doktorlarinda yuzu guler bol hasta bol musteri. Amerikada sistem bu. O yuzden Amerikadayken Turkiyeden antibiyotik getirtirdim daha ucuza geliyordu.
Ben Supermarket yerine Eczane Supermarket tabirini tercih ediyorum. Dilerim herkes icin iyi olur. Ancak Amerikan Eczane devleri Rite Aid ve CVS gibi firmalara mahalemdeki eczacilarin kazanclari devredilirse yazik olur o kadar eczaciya. Bu konuda ozellikle eczacilar dikkatli olmasi gerekiyor. Amerikada bizdeki gibi eczane gorememek tuhaf gelmisti ilk baslarda. Bazi durumlarda doktorlar size recete dahi vermiyor evinize yakin bu zincirlerden birine online recete yolluyorlar ilaciniz hazir olunca sizi ariyorlar sizde evinize giderken ugrayip bazen arabadan dahi inmeden ilacinizi aliyorsunuz kimliginizi gostererek. Evet yanlis okumadiniz Amerikada herseyin Drive Thru su var. Koca popolu Amerikalilar arabadan dahi inmeden hazir olan ilaclarini camdan teslim alip evlerine gidebiliyorlar :)
Bekleyip gorecegiz...
Friday, December 11, 2009
Kotu ezan okuyan muezzinleri sikayet edin
Hersey bir sabah bes sularinda o berbat sesiyle ezan okumaya calisan o muezzinin sesini duyup irkilip uyanmamla basladi. Amerika'dan yeni donmustum, her ne kadar orda ezanin disari verilmesi yasak olsada ezani unutmus birisi degildim. Sabaha karsi kimsenin kendisini duymadigini sanarak uzata uzata degisik nameler ekleyerek turku cigirir gibi gelisi guzel ezan okuyup bu konuda fantaziler deneyip benden tonla kufur yiyen kimdi acaba ?
Aradan gecen surecte uc farkli kisinin ezan okudugunu ve bunlardan ikisinin muezzin olmayip cemaatten insanlar oldugunu ogrendim. Iclerinde sadece bir tanesi Ezani Ezan gibi okuyordu. Kimse bu konuda ayranim eksi demez. Ama Sisli gibi semtlerde camilere secilen muezzinler daha iyi okuyan insanlarken neden benim yasadigim yerde bu isin egitimini almamis kisiler okuyordu ezani ? Bu isin bir ilmi var ben okuyabilirim demekler olmuyor yetenek isi. Bu kadar imam hatip lisesi varken Istanbul'un icinde bir camiye devlet muezzin atiyamiyor mu ?
Isin tuhaf tarafi komsulardanda sikayetci olanlar var ama sorunu duzeltmek adina kimsenin birsey yaptigi yok. Bu boyle olmaz dedim ve ilce muftulugune sikayette bulundum asagidaki dilekcemle. Ilk dilekcei pek iplemediler ama asagidaki ikinci dilekcemi aldiklarinda sorun isik hiziyle cozuldu. Simdi gercekten hakiyla adam gibi ezan okuyan muezzinlerden ezan dinliyoruz. Siz yanlisliklara karsi birsey yapmadikca kalite standartinizi baska nasil degistirebilirsiniz ki ? Bu tur konular cok ince hassas konular Turkiyede. Bir suru yobazla ayni havayi soluyoruz. Kotu ezan okuyana karsi gelmek, ezan okunmasina karsi gelmek degildir. Bu yazimida yanlis anlayanlar olacaktir ama who cares ? :)
Aradan gecen surecte uc farkli kisinin ezan okudugunu ve bunlardan ikisinin muezzin olmayip cemaatten insanlar oldugunu ogrendim. Iclerinde sadece bir tanesi Ezani Ezan gibi okuyordu. Kimse bu konuda ayranim eksi demez. Ama Sisli gibi semtlerde camilere secilen muezzinler daha iyi okuyan insanlarken neden benim yasadigim yerde bu isin egitimini almamis kisiler okuyordu ezani ? Bu isin bir ilmi var ben okuyabilirim demekler olmuyor yetenek isi. Bu kadar imam hatip lisesi varken Istanbul'un icinde bir camiye devlet muezzin atiyamiyor mu ?
Isin tuhaf tarafi komsulardanda sikayetci olanlar var ama sorunu duzeltmek adina kimsenin birsey yaptigi yok. Bu boyle olmaz dedim ve ilce muftulugune sikayette bulundum asagidaki dilekcemle. Ilk dilekcei pek iplemediler ama asagidaki ikinci dilekcemi aldiklarinda sorun isik hiziyle cozuldu. Simdi gercekten hakiyla adam gibi ezan okuyan muezzinlerden ezan dinliyoruz. Siz yanlisliklara karsi birsey yapmadikca kalite standartinizi baska nasil degistirebilirsiniz ki ? Bu tur konular cok ince hassas konular Turkiyede. Bir suru yobazla ayni havayi soluyoruz. Kotu ezan okuyana karsi gelmek, ezan okunmasina karsi gelmek degildir. Bu yazimida yanlis anlayanlar olacaktir ama who cares ? :)
Sayin XXXXX XXXXXX Beyin Dikkatine
Gectigimiz aylarda XXXXXXXX Mahallesi XXXXXXX Cad bulunan caminin kotu ezan okuyan muezzinleri hakkinda bir sikayetim olmustu. Aradan aylar gecmesine ragmen kulaklarimiz hala bu iskenceye maruz birakilmaktadir. Su an saat 6:34 sabah ezani 5:35 sularinda okundu ve ben o saatten bu yana uyuyamiyorum en sonunda sikayetimi bu email ile tekrar bildirmeye karar verdim yoksa uyuyamayacagim. Sayin Muftu, Ben 15 senedir XXXXX Bloklarinda oturan bir XXXX sakiniyim. Eskiden mescit olan yeri cami yapmissiniz. Ilk baslarda sorun yoktu ancak sonrasinda muezzin degisti sanirim, ekteki yanitinizdada belirttiginiz gibi cemaat okuyor ezani.
Ezan dinimiz icin son derece onemlidir. Insanlari namaza davet eder. Ben kimseden Hz. Bilal gibi ezan okumasini beklemiyorum ancak yakinimizdaki camide tespit ettigim 3 farkli muezzinden 2 si berbat birsey okurken bir tanesi sadece duzgun ezan okuyor. Ben sizinle acik konusacagim. Ben her bu ezani kotu okuyan muezzini duydugumda agir kufurler etmeye basladim. Okuduklari seyin ezanla uzaktan yakindan alakasi yok. Bir saat once her kim okuduysa nasilsa sabah ezani herkes uyuyordur diyerekten, ezan diyemeyecegim birsey okudu. Birgun usenmeyip kalkip gelin arabanizla ve dinleyin. Eger okumayi bilmiyorlarsa cemaatten insanlarsa okumasinlar. Bu isin bir ilmi egitimi var. Benim gibi kac insan kufreder oldu bu okuyanlara. Sevap degil gunah isliyorlar. Bu sorun cozulmezse artik bu adamlarin eline mikrofon verenlerede kufretmeye baslayacagim. Bir suru cozum var, ben vatandasim cozum sunmak sizin isiniz oldugu halde size cozumde sunabilirim. Eger hala birisi atanmadiysa hazirlanir bir CD 5 vakit icin farkli ezanlar kaydedilir ve minareden yayinlanir.
Hani cok guzel ezan okunuyorda ben mi begenmiyorum. Hayir efendim, bu okuyan arkadaslarin kulaklarinda bir sorun var muhtemelen ve kendi seslerini duymuyorlar. Detone oluyorlar, alakasiz makamlara geciyorlar, sanki turku soyluyorlar ya da uzun hava, Ezan haricinde herseye benziyor bu.
Sizden ikinci kez bu sorunu cozmenizi rica ediyorum. Oturdugum yerde baska insanlarinda dinimizin ezanimizin boyle katledilmesinden sikayetci oldugunu biliyorum. Iki hafta icinde buna bir cozum getirmezseniz oncelikle imza toplamaya baslayacagim ve sonrasinda istanbul il muftulugune konuyu tasiyacagim. Ordada cozum alamazsam, diyanet isleri baskanligina basvuracagim. Ha onlarda cozemez ustune gitmezse bu konunun, arariz haber kanallarini gelir cekerler camiyi, mikrofon tutarlar muezzinlere, size gelirler bana gelirler konuyu medyaya tasiriz. O zaman eminim sorun cozulur. Ama isi oraya getirme taraftari degilim. Medyaya konu tasinirsa bu ezan benzeri minareden okunan her neyse yayinlandiktan sonra kamuoyuda olusacaktir. Zaten bu tur haber icin telefon basinda bekleyen birsuru haberci var. Ama isi oraya goturmeden bu sorunu cozun. Tekrar ucuncu kez size sikayette bulunmayacagim. Birgun erken kalkip gelin ve disardan dinleyin. Eger hangi ezani kimin okudugu bilgiside sizin elinizde varsa size kim iyi okuyor kim kotu okuyor vakitleri ile rapor edebilirim. Zaten bir tane iyi okuyan muezzin var. O da hep okumuyor. Cemaate okutturmayin. CD den yayinlayin. Ben mecbur muyum bu iskenceye ? Sabah namazindan bu yana uykum kacti. Lutfen konu ile ilgileniniz.
Saygilarimla
Kaan DOGANGelen cevap :
Sn. Kaan DOĞAN
İlgi : 04.11.2009 tarihli e-mailiniz.
Dilekçeniz titizlikle incelendi :
Olayyerinde tespiti yapıldı şikayetinizde hallısınız en kısa zamanda merkezi ezan uygulamasıyla çözüm bulunacaktır.
Olumlu tepkilerinizi bellerim teşekkür ederim.
Subscribe to:
Posts (Atom)






